Şu sıralar can sıkıcı şekilde yükselen bir trend var. Diziler, filmler, müzikler derken Constantine’in şehrinde yaşayan birtakım insanlardan “yea aslında Ankara güzel bir yer olabilir” gibi densiz laflar duyuluyor. Saçma sapan gereksiz bir övgü çabası…
Onların bu samimiyetsiz ve geçici ve hatta bir noktada alaycı tavırlarına cevap vermek yerine sadece ‘ğ’ demek istiyorum ama halihazırda alfabemizin bu en dışlanmış harfine dahi kucak açan, onu tek başına kolektif belleyen birtakım güzel insanların bu projesinden biraz daha detaylıca bahsetmek gerektiği için konuyu açıyorum.
Kendi deyimleriyle;
Ğ bir rüzgar gülüdür. Esaretinde olduğu rüzgarın yönünü değiştirmek üzere kullandığı yelpazesi ile, şehrin yapaylıkta sıkışıp kalmış monoton yapısında kafataslarını toprağın altına sokmak durumunda kalan biçare insanların tülden perdesini yeller.
İnsanların kendi mezarlarını kazma becerilerini, kendisini bir değirmene çevirmek için kullanabileceğini bilen Ğ, kendi yelpazesini genişletmek adına edinebileceği tüm bilgileri düzene sokacağı bir organizasyon hareketine başlar ve zıplar.
ğ ne yapıyor sorusunun cevabı katlanarak çoğalıyor. Şöyle ki:
- ğ sergi düzenliyor, ‘Yapıştırma Sergisi’.
ğ, Kennedy Caddesi ile Bestekar Sokak’ın kesiştiği yerde bulunan benzinlik inşaasının şekilsiz boardlarını, ğ sever çizerlerden topladığı işleri yapıştırarak renklendiriyor.

- Sonra, ğ aslanlar gibi 5 TL’ye konser düzenliyor, mesela The Raws:

- Yetmiyor, ğ çok yakında bir video gecesi düzenliyor, detaylar
- ğ mixtape’leriyle günlerimizi şenlendiriyor, mixcloud
.
.
.
Peki ğ bunların hepsini neden yapıyor:
ğ, Ankara’nın eğlence anlayışındaki kısırlaşmış işleyişi zenginleştirmek ve yeniden yapılandırmak için var olmuştur. Bunu yaparken, taklitten ve kendi kendini tekrarlamaktan uzak durmayı, üretimi teşvik etmeyi hedefler.
Bütün sanat akımları, insanların özgürce kendilerini ifade etme ve paylaşma sürecinde, yavaş ve istikrarlı bir şekilde oluşur. Üretilen tüketimle doğru orantılı olarak değişime uğrar.
Bu yapı, Ankara’da kendini bütünüyle yansıtacak bir iletim ve tüketim platformu bulmakta zorluk çekmiş, bunun yerine yaratılması daha kolay olan ve kısa vadede kazanç sağlayan, üretmektense üretileni tekrar ve taklit etmeyi tercih eden bir anlayışa mahkum olmuştur. Bu bozulma, yarattığı tembellikten ötürü, kişisellik taşıyan çalışmaların Ankara içinde sergilenmesini de baltalamış, kültürü üretimden uzaklaştırarak şekillendirmiştir. Bu sürecin işleyişinde değişiklik yaratmak isteyen kişiler ise, ya bu şehrin dışında kendilerine yer edinebilmiş ya da bu yabancılaşmanın içinde kaybolmanın eşiğine gelmiştir.
ğ bu noktada, Ankara’nın ezberini bozarak, kendilerini kişisel edinimleriyle ifade ve var eden, yurt içi ve yurt dışındaki sanatçıların Ankara’ya açılan kapısı olmak için çalışmalar yürütmektedir. Kendi eğlence anlayışını kişiselliğinden ödün vermeden yaratmaya çalışan, fakat sosyal paydanın eksikliğini hisseden herkesi aynı çatı altında birleştirme gayesi taşımaktadır.
Tek başına söylenmesi bile mümkün olmayan ğ, ismini bu harfin fonetiği, görselliği ve kendine özgülüğünden alır. Dilde sesleri birbirine bağlama görevi üstlenen ğ, sosyal hayatta da bunu başarmayı hedefler. Çünkü ğ, paylaşmanın keyfine inanır
Kısaca ğ, Ankara’nın üzerindeki ölü toprağını serpmek istiyor. Onu uzaktan sevmek yerine onun için bir şeyler yapıyor, şehri yaşanmaz kılan her şeye rağmen ‘Ankara iyidir ama paylaşan, üreten bir Ankara en iyisidir’ diyor.
Desteğiniz önemli, kim olursanız:
-
kamilfatsa liked this
-
muratkahya liked this
-
hereintheyear liked this
-
brainisforlosers liked this
-
storeship liked this
-
ligeneli liked this
-
datoa liked this
-
zort liked this
-
bornwithacurserebelwithacause liked this
-
daralandakucukbenlik liked this
-
funkybubblebath liked this
-
dahasonra liked this
-
tesescus liked this
-
husocan liked this
-
husocan reblogged this from organizedsounds
-
entomolog liked this
-
otelcanopus liked this
-
yanyol reblogged this from organizedsounds
-
organizedsounds posted this