
~ Windows ~
This space so clear and blue
does not care what we put into it
Airplanes disappear
in its breath and towers drown
Even our hearts leap up when
we fall in love with the void
the azure smile the back of a
woman’s head and takes wing never to return
O my heart!
think of Leonardo who was born
embraced life with a total eye
and now is dead in monuments
There is no spring breeze to
soften the sky
In the street
no perfume stills the merciless
arc of the lace-edged skirt
Frank O’Hara’nın bu şiirine bir şekilde denk gelmişken arkada çalmaya başlayan bu şarkıyla adım attım bu sabah toprağıma. Sessiz, biraz puslu ama çok daha huzurlu şehrin melankolisinin eksik parçalarını bu tür müziklerle doldurmak bana kendimi iyi mi yoksa tamam mı hissettirdi, tarif edemiyorum şu noktada.
Sadete gelirsek:
İtalyanların bu post-rock işinde takdir edilmesi gereken bir çabası daha da önemlisi korudukları bir sukuneti var. Kendi içlerinde, yarattıkları kendi lokal sahnelerinde, kendi yaptıkları işlerle gayet tatmin oluyorlarmış gibi görünüyor çizmenin sınırları dışında olanlar için, en azından benim için.
Plak şirketinin websitesindeki infosunun girizgahıyla En Plein Air’in tarzını kafada çizmek mümkün: “Violin and cello brings you to the ocean of nostalgia and melancholia, lovely guitar melodies are the dolphins swimming with you; but it doesn’t mean that you may face chaotic storms with guitars and drums gone crazy.”
Grup ikinci albümünü Fluttery etiketiyle Mart 2011’de yayınladı. Tepkiler, yine lokal seviyede kalsa da iyi, ama tüm bu yerellik sizin bu ekiple tanışmanıza elbette engel değil:
En Plein Air - Comete (En Plein Air, Fluttery, 2011)
*Treat your ears right*